24 Şubat 2018 Cumartesi
Home / Featured / Cereyanı bekleyen gorolambi (Gaz Lambası)

Cereyanı bekleyen gorolambi (Gaz Lambası)

Anıları vardı, karanlıklarda yanan gaz lambalarında biriktirdikleri. Hayalleri vardı, esen rüzgarlarda uçup giden. Tükendi hayalleri! Yine de bir umut taşıyorlar yüreklerinde. Gecenin karanlığını silecek, sokak lambalarının ışığını görmek istiyorlar… Umut varsa istek ve çaba da olmalı…

Geçitkale-Tatlısu istikametinde ilerlerken, bir anda hep gitmek istediğim köyün tabelası gözüme ilişti; ARIDAMI (ARTEMİ). Heyecanıma yenik düşüp, ani bir direksiyon kırışıyla toz toprak bir yola düştüm. Yanımda Pakistanlı arkadaşım Amin Wahab vardı. “Abi nereye gidiyor sen?” diye sordu. Cevap veremedim. 2- 3 kilometre ilerledikten sonra, karşıma bir koyun sürüsü çıktı. Başlarındaki çobanı aradı şaşkın gözlerim. Yoktu! Hemen fotoğraf çekmeye koyuldum. Bir yandan da köye doğru ilerliyordum. Çevredeki araziler ekili. Boy vermiş başaklar sararmış, hasadı bekliyorlar. Köy girişine vardığımızda, bende bir hüsran ve hüzün…Baf’ta doğduğum köyüm geldi aklıma… Fena hüzünlendim…

Tam da bu duygumu yaşayamadan bir ıslık sesi duydum irkilerek! Köy girişindeki koyun ve keçilerin sahibi, çobanıydı belli ki. ”Çok gitmeyin köpekler saldırabilir size ” dedi. Hemen arabayı park edip, Amin’in eline fotoğraf makinesini verdim. Kahve sevmememe rağmen, çobanla sohbet etmek ve bir kahve içmek için oturdum.

Havadan sudan sohbet edip tanıştıktan sonra sordum; ”Arytemi (Arıdamı)’de senden başka yaşayan var mı?”

Cevabı beni daha çok üzdü ve kahretti. “ Yok abi, sadece ben ve amcam nöbetleşe yaşıyoruz burda.” Sen bu köylümüsün diye sormama fırsat vermeden ekledi yüreğindekileri ardı ardına. “ Abi, ben bu köyde doğmadım. Anam, babam, dedem, nenem Artemi’de doğdu. Burda yaşadılar, burda biriktirdiler anılarını gaz lambalarında. Benim kendimi Artemili saymamdan daha doğal birşey olabilir mi?

Adını sordum, Mehmet dedi. “İşte aidiyet duygusunun dik alası”dedim. Bir ara Amin Wahab’ın heyecanla fotoğraf çektiğini gözlemledim. Çünkü fotoğraflar benim için önemliydi.

Mehmet devam ediyor anlatmaya. “ 74 öncesi Artemi’de elektrik, su ve yol yoktu”. Neden diye sorduğumda, “Teşkilat zamanı diye anlattı, ATALARIM” dedi. “74 sonrasında köyde yine elektrik su ve yol yoktu. Köylüler toplanıp, Denktaş Bey’e gittilerse de yine olmadı. Denktaş Bey’in emriyle köylü Geçitkale’ye taşındı. Şimdi orda yaşıyorlar.”

“Üzücü değil mi köylerine sahip çıkmamaları?” dedim.

“Zamanın yöneticileri öyle mehel görmüş. Onlar da inanmış tekrardan köylerine döneceklerine. Malesef aradan neredeyse 43 sene geçmiş, ne devlet köylüsüne sahip çıkmış, ne de köylü köyüne. Ben ata topraklarımda mutluyum. Bana dokunmasınlar başka ihsan istemez…Keşke devlet de gılını gıbırdatsa ve bu köy yine canlansa, sokaklarında koşsa çocuklar, elektrik gelse, sokak lambaları yansa ve atalarımızın anılarını aydınlatsa. Köye su gelse. iki kilometre ötedeki bir vadide, yaz kış akan bir pınar var. 21. Yüzyılda çok mu imkansız? Ben davarıma suyu ordan temin ederim. Herhalde imkansız şeylerdir bunlar.”

Tüm sabrımla ağzımı bıçaklar bile açmadan dinledim, Mehmet’in yüreğinden diline yansıyanları. İçimdeki burukluk ve üzüntüyle diyorum ki; “Ey Artemi (Arıdamı) köylüleri, içiniz hiç mi sızlamaz ata topraklarınızdaki anılarınızın karanlıklara gömülmesine? Ey gelmiş geçmiş bütün yöneticiler, ya sizler? Kurtarılmış özgür bölgede yaşıyoruz (sizin değiminizle).  Hani Kuzey Kıbrıs’ın her karış toprağı altındı, değil mi yoksa?

Cemal DERMUŞ

Fotoğraflar: Amin Wahab

[foogallery id=”39251″]

Check Also

Bandabuliya Sahnesi perdelerini açtı!

Özelde Surlariçi bölgesine, genelde Lefkoşa kentine kültürel ve sosyal anlamda önemli bir değer katması hedeflenen …

One comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir