24 Şubat 2018 Cumartesi
Home / Featured / Baf’ın ikiz köyü!

Baf’ın ikiz köyü!

Bu günkü yazıma  hiç görmediğim ve gitmediğim bir köyün, Baf köyünün bendeki izleri , izlenimleri ile başlamak istiyorum.  Evet Baf dendi mi, söylenecek çok söz var demektir. Efsaneleri çoktur. Alim insanları çoktur, Zalimleri olduğu gibi…

Voice of the Island – Cemal Dermuş

Bundan’mıdır Baf’a ait şu ata sözü bilmem ama gerçekliğine de inanırım. Kıbrısta “Alimi da zalimi da Baf’tan çıkarmış.”Tabi ki güzeli de.Bir kere Baf’ta doğmuş AFRODİT. Kıbrs anıldığında AFRODİT ile anılır önce. Peki ya Sarı Selim, Baf üzümlerinden elde edilen şaraplara hayranlığından  almadı mı kıbrısı. Atalarımız bu topraklara bundan dolayı kök salmadı mı?

Ben de bir Baflı ve üzüm bağlarının bol olduğu bir köydenim. Belki de bu yüzdendir onlara kanımın fazlasıyla kaynaması.Orta okul ve lise yıllarımda tanımaya başlamıştım  Baf’ın bu köyünün insanlarını. Tanıdıkça  kanım kaynamış ve daha çok tanımak istemiştim.

Dış görünüşleri kaya kadar sert, yürekleri ise kuş tüyü yastıktan yumuşak. Resmen al başını emanet et cinsinden.

Daha gençlik yıllarımda hiç aşık olmamışken , “AHHHHHHH keşke aşık olsam  ve bu köylü birisine aşık olsam” deyişlerim dün gibi anılarımdadır.

Deli toyluk işte. Aşık oldum mu? Bilmiyorum.

Ama Benden önce aşık olan, hem de kör kütük aşık olan bir köylüm vardı.

Veeeeeeeeeeeeee aşk hikayesi başlar bir hastahane odasında . Bağlarda bağlanıp üzümlerinden şaraplar zivaniyalar yapılır ve bu aşk büyür de büyür…

Bir flaş patlamasında doğmuştu bu yüce aşk siyah beyez bir fotoğraf karesinde. Belki de üzüm tadıydı ,Üzümün şira kokusuydu Sarı Selim’i Kıbrıs’a aşık ettiği gibi…

Çok istememe rağmen Rahmetlik köylüm, abim , saygı duyduğum, rahmetler dilemeyi asla esirgemediğim Öztan Özatay ( Foto Özatay )gibi aşık olamamıştım belki bir kıza…. Lakin insanına aşık oldum yürekten ve sımsıkı bir bağlılıkla. Tıpkı kendi  doğduğum köyüme ve köylülerime olduğum gibi.

Allah rahmet eylesin. Unutamam Osman Serini . Unutamam sınıf arkadaşım Tülay’ı. Unutamam Alper Yarbayımı . Unutamam şöför Darbaz’ı. Unutamam iş arkadaşım Darbaz Yiğit’i ve daha nicelerini … Arodezliler’in  şidi yaşadıkları köyün eski ismi Gabudi. Şimdi ise Kalkanlı. Gabudi köyünden her geçtiğimde ayrı bir mutluluk  hissettiğimi de biliyorum. Çünkü seviyorum insanını.

Ve Arodez … aşağısı, yukarısı ( Bano, Gado)  başlıyor hikayesi

Akamas Yarımadası çarpıcı güzellikleri, çevresel zenginliği ve çok çeşitli yerel fauna ve florası ile çok zengin bir bölgedir.

Pano Arodhes,(Yukarı Arodez) hakiki bir şarapçı köyüdür; ana geliri üzümlerden kaynaklanıyor ve evde tüketilmek üzere üretilen mükemmel şarapların yanı sıra, İtalyan grappa ve Fransız eau de vie’ye benzer zivania adı verilen yerel içki de üretilmektedir.

 Pano Arodes, uzun Cypress ağaçlarıyla çevrili bir tepenin üzerinde yer alır. Evlerin tamamı taş döşelidir. Hemen altında ise tamamen Kıbrıslı Türklerin yaşadığı Kato Arodhes (Aşağı Arodez) bulunuyor.

 1831 Osmanlı Nüfus Sayımı’nda sadece bir adet Arodes gösterilir ve o sırada köy karışık bir nüfus yapısına sahipti. Ancak ilk İngiliz nüfus sayımında, Arodes’in “üst” ve “alt” olarak bölünmesini  görüyoruz. Kato (alttaki) Arodes ağırlıklı olarak Müslüman iken Pano (üstteki) Arodes karışıktı. Pano Arodes’teki Müslüman nüfus, İngiliz döneminde sıklıkla dalgalı ve durgunluk yaşarken, Kıbrıs Rum nüfusu istikrarlı bir şekilde yükseldi ve ardından önemli ölçüde azaldı.1946’da Köyün toplam nüfusu  617 iken 1960’da 492’ye düştü.

Kato (Aşağı Arodes) de ise Nüfus yapısı şöyle seyrediyordu.

1958’de Kıbrıslı Türkler, kelimenin tam anlamıyla “kalkanla silahlanmış” anlamına gelen Kalkanlı’nın alternatif ismini kabul ettiler. 

1962 Yılında Kıbrıs Cumhuriyeti Cumharbaşkan Vekili olan Rahmetlik Dr Fazıl Küçük, tüm Baf köylerine yaptığı ziyaretler çerçevesinde Aynikola köyünü de ziyaret etmiş ve o günkü  köy sorunları ile ilgili şu saptamalar kayıt altına alınmıştı.

Baf- Poli Bölgesi’ndeki Aşağı ve Yukarı Arodes’teki toplam Türk nüfus 650 civarında olup,3 öğretmen ile 110 ilkokul öğrencisi mevcuttur. Köy halkıgenellikle çiftçilik, bahçecilik ve çobanlıkla meşgul olmaktadır. Arodesliler önemli miktarda bağcılıkla da uğraşıp, yetiştirdikleri mahsülü tamamen şarap ve zivaniya imalinde kullanılmaktadır.

Köy Kooperatif Şirketinin 808 lira ihtiyat ve 1535 lira depoziti bulunmaktadır. Köyde telefon olmasına rağmen cereyan henüz mevcut değildir.Köyde sıhhat merkezi de olup, her hafta doktor gelip köylüye hizmet vermektedir. Köy yakınında bulunan Lara Deresi’nin baraj inşasına çok müsait yerleri bulunup, yapıldığı takdirde köylüye çok avantajlar sağlayacaktır.Köyde kurulan şarap fabrikası desteklenmesi halinde bölgede önemli bir konuma gelebilir. Yukarı Arodes köyünde yaşayan Türk nüfusun çocukları da Aşağı Arodes köyünde eğitim görmektedirler.

1963 yılı sonrasındaki toplumlar arası çatışmalar sırasında Yukarı Arodes köyündeki Kıbrıslı Türkleri birçok kez geçici dönemler için Aşağı Arodes’e sığınmaya çalıştılar .

1974’ten sonra Kıbrıslı Türk köylülerin çoğu  gizlice dağların üzerinden Türk kontrolündeki kuzeye kaçtı.Bu kaçışlar sırasında Reyhan Güneş isimli kadin,Kocasiyla birlikte dağdan gelirken kucağında bebeği ve  yeni hamileyken uçurumdan düşerek hayatını kaybetti.

İkinci aşamada köylülerin geri kalan kısmı 20 Ağustos 1975’te UNFICYP tarafından bölgenin kuzeyine kadar eşlik ettirildi. Çoğunlukla Güzelyurt kasabası yakınlarında  Kalo Chorio (Kapouti) / Kalkanlı  köyüne yerleşmiş oldu. Bazıları Gazimagusa’daki Varosha / Maraş’a yerleştirildi.

Arodes köyündeki Kıbrıslı Türklerin ayrıldıktan sonra, 1970’lerin sonunda Kuzeyden gelen Kıbrıslı Rumlar Pano Arodes / Kalkanlı’ya yerleşti. Köyün Kıbrıslı Türk evlerinin çoğu yıkılmıştır. 1970’lerin sonlarında, köyün Kıbrıslı Rum sakinlerinin çoğunluğu da ayrıldı ve kasabalarda yaşıyorlar.

Arodes köyünü terketmek durumunda kalan Arodeslilerin gururu olan şair Sevcan Ekrem İstanbullu’nun köyü, köylüleri ve Kıbrıs’ı anlatan şu destanını okursak, yaşananları çok daha net anlayabiliriz.

Voice of the Island – Cemal Dermuş

 GÖÇ  DESTANI

Kıbrısta  yaşananlar

Türk ve rum kavgasıydı

20 Temmuz 74

Bir dönüm noktasıydı

 

Sıcak savaş durulmuş

Yatışmıştı ortalık

Her şey süt- liman oldu

Sanılmıştı bir anlık

 

Pek çok şehit vermişti

İki taraf ne yazık

Merhem olmazdı buna

Ne para ne de azık

 

Büyükler  radyolarda

Her gün demeçler verdi

Birbirlerine çatıp

Sürekli  küfrederdi

 

Ecevit kıbrıslının

Gözünde bir kahraman

Türk  için kurtarıcı

Rum için kara düşman

 

Denktaş  Makaris’u

Suçladı o da onu

Çözemediler asla

Kıbrısın sorununu

 

Bizimkiler ‘Kuzeyde

Toplanmalıyız’ dedi

Göklere uçtu birden

Güneyli Türk sevindi

 

Rumlar engel  yaratıp

Karşıydı  gitmemize

Bütün dünya karşıydı

Kuzeye geçmemize

 

Kimi  dağı aşarken

Kaza geçirip öldü

Kimi dağ başlarında

Yakalanıp dövüldü

 

Kimi  barış gücüyle

Geçiverdi kuzeye

Kimi maceralarla

Konu oldu dizeye

 

Türkiye, Yunanistan

Kıbrıs’ta Türk ile Rum

Görüşüp bu konuyu

Hergün yaptılar yorum

 

Kuzeyde Türk okullar

O yıl yine açıldı

Güneydekiler ise

Tümden kapalı kaldı

 

Kuzeye geçemeyen

Büyük-küçük hep darda

Çaresiz ve başı  boş

Kalakaldılar orda

 

Ne bağa gidebildi

Ne tarlaya köylüler

Karanlıkta kalarak

 Ne gün yüzü gördüler

 

Adamlar kahvelerde

 Her gün  pineklediler

Kadınlar sa evlerde

Günleri geçirdiler

 

Orada kalanlar için

Gergin bir bekleyişti

Ne olacaktı acep

Çok karmaşık bir işti

 

Harekattan bu yana

Bir yıl geçti ki birden

Taraflar anlaşınca

Karar çıktı aniden

 

Türklerin gidişine

Rumlar ‘tamam’ dediler

Kısa bir süre sonra

Bitecekti özlemler

 

Şaştık kaldık hepimiz

Rum nasıl ‘ evet’ dedi

Nasıl oldu bir anda

Bu işe izin  dedi

 

Meğer kısa süreli

Gideceğimiz sanıldı

Gidiş o gidiş oldu

Bunda çok adlanıldı

 

Antlaşma olacaktı

Hesabıyla Türkleri

Gönderdi Rum yönetim

Güya gelecek geri

 

Başladık toplamaya

Pılımızla pırtıyı

Götürmek istiyorduk

 En ufak kırıntıyı

 

Her şeyi toparladık

Küpleri, tekneleri

Penevetle  birlikte

Seleyle sepetleri

 

Kimi  köfünlere  de

Doldurduk öteberi

Bulguru,  böğrülceyi

Hem kuru üzümleri

 

Bir kenarda dururdu

Şarap  laminzanası

Çakizdezle hellimin

 Gelecekti sırası

 

Pekmezler şişelerde

İçilmeyi beklerdi

Her şey hazır olunca

Sıra onlara geldi

 

Zivaniya  küpleri

Dizildi birer birer

Diğer pırtı yanında

Onlar da elbet gider

Tencere, tavaları

Yerleştirdik  kasaya

Gidecek kapkacağı

Sıraladık masaya

 

Şiltelere yorganlar

Dürüldü, hazırlandı

Bohçalara giyecek

Doldurup toparlandı

 

Dolaplar, karyolalar

Bırakıldı öylece

Hazırlığın heyecanı

Devam etti günlerce

 

Tavşan, hindi, bulliler,

Hepsi kesilip yendi

Bu kesişe en fazla

Çoluk- çocuk sevindi

 

Ucuz, ucuz  Rumlara,

Sattık tüm sürüler

Bunun yanında bir de

Eşekle, inekleri

 

Arodezli  Rumların

Birçoğu üzüldüler

Gidip dönülmeyeceğine

 İnanmayıp güldüler

 

İ Thiya Barasgevu

Hatıra sesta  verdi

‘Bir gün düğününüze

Elbet gelirim ‘ dedi

 

İliya, Bandabulİ

Stefo ile Pedasi

Ağni, Martu, Hristina

Mazide kaldı hepsi

 

Gün gelip de çatınca

Bindik otobüslere

Çocukluk köyümüzü

Bırakıyorduk ellere

 

Pılımızla pırtımız

Yüklendi kamyonlara

Şoförler Rum olunca

Şaşırdık olanlara

 

Bazı  Rumlar ağladı

Türkleri uğurlarken

Kimisi karıçladı

 Beddua yağdırırken

 

Konvoy hareket edip

ARODEZ’i terk ettik

Kahika, Stumbi,Çad’a

Rum köylerinden geçtik

 

Şarkılar söyleyerek

Yol boyu coşuyorduk

Kuşlar gibi uçarak

Meçhule koşuyorduk

 

BAF’tan geçtik son defa

Biraz mahsun bakarak

Her şeye sünger çektik

O diyardan kaçarak

 

Aklımıza gelmezdi

Yıllar geçtikten sonra

İstesek de gitmeyi

İmkansız oralara

 

Kıbrıslı kimliğimizi

Yitirmek olasıydı

Kıbrıslı, Kıbrısımın

Çekirdeği, asıydı

 

Yeşil hat iki bölge

Yapacaktı Kıbrısı

Güney Rum’a bırakıldı

Bize  öbür yarısı

 

Yollarda süzülürken

Otobüs ve kamyonlar

Ağustos sıcağında

Bol bol içildi sular

 

Annemizin yaptığı

Yumuşacık hellimli

Yol boyunca çiğnendi

Bol soğanlı zeytinli

 

Köfter- sucuk yiyerek

Azıcık oyalandık

Karnımız acıkınca

Çöreklere dolandık

 

Bir heyecan sardı bizi

Lefkoşa’ya varınca

Türk Bayrağı göklerde

 birden dalgalanınca

 

Sevinç  çığlıklarıyla

doldurduk otobüsü

yaşadığımız o günün

 Bir başkaydı büyüsü

 

Çocuklukla gençliğin

Karmaşık duygusunu

İşte o gün yaşadım

Savaşın olgusunu

 

Otobüsler durunca

Bir izdiham yaşandı

Akrabalar buluşup

Sarılarak ağlandı

 

Kimileri bir yılın

Özlemini  giderdi

Kimi de özgürlüğün

Tadıyla neşelendi

 

Sandviçle meyve suyu

İkram edildi bize

Bir yetkili nutukla

Birden başladı söze

 

Konuşarak gündemi

Bol, bol havalar attı

Bizi orada bekletip

Epeyce oyalattı

 

Rum şöförler oradan

Dönüverdiler geri

Bizse yola devamla

Gidecektik ileri

 

Yeni bir köye şimdi

Yerleştirilecektik

Beğenmesek de yine

Hep boyun eğecektik

 

Çok merak ediyorduk

Bu yeni köyümüzü

Rab gerçek kılar mıydı

Fantezi düşümüzü

 

Bir saatlik bir yolla

Vardık bu yeni köye

Çorak, sessiz haliyle

Benziyordu ölüye

 

KAKLANLI verilmişti

 köyümüzün adına

Eskiden kurulmuştu

 OMORFO’nun  yanına

 

GABUDİ ise onun

Eski, Rumca adıydı

Biz bilmiyorduk ama

Bu isim anlamlıydı

 

Evler büyük, yeniydi

Alışmadığımız kadar

Yine de sevemedik

Ondan geliyordu dar

 

Önce gelenler buldu

Ganimet mobilyalar

Ziynet eşyaları ve

Örtü ile çarşaflar

 

Bulamayanlar ise

Uzaktan bakıyordu

Diğerleri inada

Hep hava atıyordu

 

Hükümet halka biraz

Yardım eli uzattı

Koltuk, yatak vesaire

Öte beri dağıttı

 

Bir süre sonra bunlar

Kırılıp çöpe gitti

Sağlam mal olmayınca

Pilleri hemen bitti

Sıra taşınmaz mala

Gelince haksızlıklar

Gecikmeden başladı

Partizan ayırımlar

 

Birçok insanı mağdur

Etti Türk hükümeti

Güneyden o coşkuyla

Koşup gelen milleti

 

Hiç malı olmayana

Mal  verdi hesapsızca

Malı olan birçoğu

Kandırıldı yalnızca

 

Yerleşik ve  yerliler

Topladılar parsayı

Mobilya, ev,araba

Bahçe ile arsayı

 

Baştakiler yönetip

Çevirdiler dümeni

Haksızlığa uğradı

Birçok GÜNEY GÖÇMENİ

 

Kimi mağdur göçmenler

Yurt dışına göçtüler

Kimiler dayanmayıp

Hastalanıp öldüler

 

Kimisi düşünmekten

Tüm kafayı sıyırttı

İstisna birkaç kişi

Gayet  memnun kırıttı

Öyle , böyle otuz yıl

Koca ömür geçirdik

Orak, kılıçla değil

Bir kalemle biçildik

 

                                           Sevcan Ekrem İstanbullu

                                                        2007

Check Also

Bandabuliya Sahnesi perdelerini açtı!

Özelde Surlariçi bölgesine, genelde Lefkoşa kentine kültürel ve sosyal anlamda önemli bir değer katması hedeflenen …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir