24 Nisan 2018 Salı
Home | Yazarlar | Hasan Can Yıldırım | Kıbrıs’ta sorun oluşturan şemaların, sonsuzluk ile savaşı

Kıbrıs’ta sorun oluşturan şemaların, sonsuzluk ile savaşı

Ponzi ve Piramit yapıların gelişmemiş ülkelere sıçraması

1899 yılında William Miller, Brooklyn’deki dua grubundan üç kişiyi paralarını kendisine yatırmaya ve bu paraları kendinin işletip onlara ileride inanılmaz fazla kâr getireceğine ikna etmişti.  Onlara haftalık 10% kâr payı, ve dahası kendisine getireceği her yeni yatırımcı için ise onlara belli bir komisyon ücreti vereceğini söylemişti. Kısa sürede, William Miller’in kapısında yüzlerce yatırımcı birikmiş, postalarla ona paraları ulaştırmaya çalışan ve bu planın içine girmeye çalışan insanları doğurmuştu.  Miller başarısını tamamen içten sızan bilgiye yorsa da gerçek tam 20 yıl sonra bu yöntemi mükemmelleştirmeyi başaran Charles Ponzi ile ününü yaymayı sağlayabilmişti.

Miller’in yaptığı gibi Ponzi planlaması, sonradan bu programa katılan insanlardan alınan paraların ilk yatırımcılara olan kâr sözünün ödenmesi ile bilinir. Yani aslında yeni yatırımcı, eski yatırımcının yatırımındaki sözde gelen kârdır. Fakat bu asla böyle bilinmez. Eğer yeni yatırımcılar tarafından gelecek katkılar kısılırsa bu gibi planlamalar ve/veya şirketler batar. Miller’inki kadar cömert bir planlamanın batması kaçınılmaz olsa da, bu tip bir planlamanın daha az getiri sunması ve getirilerin daha fazla aralıklarla ödenmesi sonucu ne olur? Zaman içerisinde, Ponzi planlaması yatırımlarının artık yaşayan insanlar üzerinden sınırlamakla zorunlu kalmaz. Yatırım insanlar doğmadan da başlayabilir. Yani, bugünün yatırımcılarının getirileri yarının daha doğmamış jenerasyonları ile ödenmeye de başlanabilir. Ve insanoğlunun üremesinin hiç bitmeyeceği gibi prensipte de olduğu gibi, bu zincirin sonsuza kadar sürebileceği anlamını taşır.

Bu jenerasyonlar arası mantık ülkemizde de var olan PAYE (Pay as you go, yani kazandığın kadar öde) gelir vergisi veya emeklilik ikramiyelerinin başlıca tanımıdır. İnsanlar çalışma hayatı boyunca bu gibi planlamalara para yatırır ve emekli olduğu zaman bu paraları toplu olarak geri alır. Bir çok insan bu katkılarını kendi adlarına devletin yatırım amaçlı kullandığını yada onların adına biriktirdiğini hayal ederken, gerçek böyle değildir. Bugünün işçilerinin yatırımları esasen bugünün emeklilerinin ikramiyesini öder. Para aslında zaman içerisinde değil, jenerasyonlar arasında el değişir.

Yine ülkemizde var olan, fakat son zamanlarda üstü kapalı bir şekilde inanılmaz refahta olan piramit sistemine dayalı yatırım şirketleri de görülmektedir. Ponzi planlaması piramit sistemi ile aynı olmasa da, benzerlikleri onları birbirinden ayırmakta güçlük çekmemizi sağlar. Piramit yapısı da Ponzi planlaması gibi sürekli pazarlanabilen yeni üyeler ile işler. Fakat Ponzi planlamasında alışı ve satışı yapılan belirli bir ürün olmadığı gibi, komisyonculuk da yoktur. Piramit yapısında yatırımcı üyelere sürekli olarak yeni üye yapılması halinde çok yüksek kâr getirileri sözü verilir. Bu getiriler herhangi gerçeklik payı taşıyan bir yatırıma veya satışı yapılan bir ürüne de dayanmaz. Bazı piramit yapıları satışı yapılan bir ürün içerse de, bu satışı yapılan ürün sadece şirketin piramit yapısını saklamak için yapılan bir satış veya bir yatırımdır.

Bir ürünün sadece bir piramit düzenini gizlemek için kullanıldığına dair iki en belirgin özellik; envanter yüklemesi ve perakende satış eksikliğidir. Envanter yüklemesi, yani bir şirketin teşvik programı, işe üye yapılan kişileri genellikle şişirilen fiyatlarla satabileceklerinden daha fazla ürün satın almaya zorlarlar. Bu şirketin dağıtım sistemi boyunca meydana gelirse, piramidin tepesindeki insanlar ürünün pazarlamasına çok az veya hiç engel olmamasına rağmen önemli kazançlar elde ederler. En altındaki insanlar, sadece piramidin en alt kademesinde biriken envanter için aşırı ödeme yaparlar. Diğer bir bulgu olan perakende satış eksikliğinde ise piramit yapıyı gösteren kırmızı bayraktır. Pek çok piramit yapısı, ürünlerinin sıcak kek gibi satıldığını, bir projesinin daha bitmeden önündeki birçok projenin temelinin atılacağını iddia edecektir. Daha da yakından incelenirse, satışlar sadece ve sadece piramit yapısındaki kişiler veya yapıyı birleştiren yeni üye yapılan kişiler arasında olduğu ve bunun dışında kamuoyundaki tüketicilerin tamamen dışında gerçekleştirildiği görülecektir.

Ülkemizdeki bu gibi yapılar çıplak göz ve süresini artık yitirmiş bakış açılarıyla günümüzde görülememektedir. Bu yapıları anlamanın herhangi bir eğitimi veya sistemi olmaksızın, birçok ülke bu yapıların çökmesi sonucu da uzun yıllar ekonomilerinin dağılmasından nasibini almıştır. 2000’lerin başında bu kurumların önde gelenlerinden olan Amerika’daki Enron şirketinin batmasından sonra ülkemizdeki bankalar krizine kadar dayanan küresel ekonomik sarsılmalar gerçekleşmiştir. Bu gibi yapılar için geliştirilen yasalar sayesinde birçok gelişmiş ülkenin özellikle piramit yapıları engellemesi sonucunda, bu şirketler gelişmemiş ülkelere artçı bir deprem halinde sıçramışlardır. Bu gibi şirketlerin yakın zamanda bile çökmesi sonucu ekonomilerinin sarsıldığı bir çok gelişmekte olan ülke mevcuttur. Bunlardan bazıları;

Kolombiya: Yaklaşık 4 milyon Kolombiya vatandaşının 2000’lerin ortalarında $1 bilyona yakın yatırım yaptığı piramit şirketler, bu tip bir yapının 2008 de çökmesi sonucu 13 şehirde şiddet içeren protestolara neden olmuş ve devletin uzun bir süre acil durum ilan etmesine yol açmıştır.

Güney Afrika: Rezerv Bankası yakın bir tarihte binlerce Güney Afrika vatandaşının her yıl yasal olmayan yatırımlar sonucu tüm yatırımlarını ve birikimlerini kaybettiğini raporladı. Bu piramit yapıya üye yapılan kesimin çoğunun emekli olmasının yanı sıra, diğer bir çoğunluk olan kişi grubunun ise devletteki iktidar ve yüksek rütbeli devlet memurları olması tüm toplumu şaşırtmıştır.

Aynı şekilde, Albania, Ukrayna, İrlanda ve Avusturalya da bu şekilde yaşanan maddi kayıplar listesine katabileceğimiz ülkeler arasında. Bu tip yapılar sadece yüksek meblağlarla işlemeyip tahmin edilemeyecek küçük rakamlarla da işlev görmektedir. Bir birey olarak her ne kadar bu gibi durumları kendimizden uzakta var olarak hayal ediyorsak da, bir çok Piramit ve Ponzi yapısının tahmin edilemeyecek küçük maddiyatlar ile hayatta kaldığının farkında olmamız gerekmektedir. Bu tip yatırımları yaparken, ekonominin herhangi bir şekilde finansal olarak sarsılmasında sadece bizim kendimizin değil, yarınımızda açlık sınırında yaşayan insanlarımızın da çok fazla etkileneceğini düşünerek bu gibi yatırımların önünü açmamalıyız.

Hasan Can Yıldırım

Diğer Haberler

Sıcaklar başladı, yangınlara dikkat!

Havaların ısınmasıyla yaz aylarının en büyük felaketlerinden biri olan yangınlar da başladı. Ülkenin çeşitli yerlerinde …

Meclis’in gündeminde iki önemli yasa var!

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu yarın toplanıyor. Genel Kurulun 10.00’da başlayacak toplantısının gündeminde Cumhurbaşkanı’nca Bir Daha …

Cumhurbaşkanlığı kapılarını özel çocuklara açtı…

Cumhurbaşkanlığı’nda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle etkinlik düzenlendi. Kuzey Kıbrıs genelindeki 9 …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir