20 Ocak 2018 Cumartesi
Home / Yazarlar / Ebru Çorbacı / Ölüm acısının üstesinden gelebilmenin tek yolu

Ölüm acısının üstesinden gelebilmenin tek yolu

Ani Ölüm

Sevilen bir bireyin hayatınızdan bir daha gelmemek üzere ayrılması ve onun artık gelmeyeceğini bilmek sizi dayanılmaz bir acıyla baş başa bırakır. Aslında ölüm hayatta var olduğumuzun ve bir gün yok olacağımızı yüzümüze vuran tek gerçektir. Şüphesiz her ölüm her can kaybı derin acı vericidir. Beklenilmeyen bir ölümün kabullenilmesi ölen kişinin yakınları tarafından çok daha zordur. Yaşanılan bu acının üstesinden gelebilmenin tek yolu kaybın yasını tutmaktır.

Yas Nedir?

Yas bir kayıp sonrasında kişinin yaşanılan duruma doğal tepki vermesidir. Yas süreci kişinin kaybı ile başlayan ve günlük yaşamının eski rutin haline gelene kadar devam eden bir sürece konulan isimdir. Her insanın ölüm karşısında vereceği tepki durumu kişilik yapısına, kayıpla olan ilişkinin niteliğine, ölen kişinin yas tutan birey için anlamına, ölüm biçimine, geçmiş kayıplarının varlığına, sahip olduğu sosyal destek durumuna göre farklılıklar göstermektedirNe şekilde olursa olsun verilen tepki yaşanılan kaybın bireyde yarattığı dayanılması güç acı ile ilgilidir.

Yas Süreci

Ölüm sonrasında kişilerde bazı ortak fiziksel ve psikolojik duygusal tepkiler yaşanır. Yas süreci çoğu zaman aşağıda sıralanan aşamalardan geçerek gelişir. Bunları yaşarken kişi kendini sürekli sorgulayabilir, ben artık değiştim, bir daha eskisi gibi olamam şeklinde düşüncelerle boğuşabilir. Aşağıda detaylı şekilde anlatılan aşamaların ölüm acısı ile savaşırken geride kalanlar tarafında yaşanması normal tepkilerdir.

Şok!!!

Genelde ölüm ile ilk karşılaşıldığında birey tarafından önce bir şok dönemi yaşanır.  Bu durumda kişi kendinin ve etrafında oluşan olayın bilincinde değildir. Şok ardından yaşanılan durum ise inkâr sürecidir.

İnkâr

Ölümün ani beklenmedik olması sevilen bireyin kaybının geri kalanlar tarafından kabullenilmesini daha da zorlaştırır. Genelde bu dönemde kişiler ölümü kabullenmez. Olay olmamış gibi davranır. Başka bir değişle bireyin olayı duyduğu anda ve olayın hala etkisinde iken olayı inkâr etmesi, olayın olmadığı gibi yaşamasıdır. Birey içten içe yaşanılan olayda bir yanlışlık olduğunu düşünür. Ölen kişinin bir karışıklık sonrasında yakın zamanda bu karışıklığı düzeltmek için geleceği ve bu durumun ortadan kalkacağı gibi kendi iç dünyasında senaryolar kurarak kendini içine girdiği bu anlamsız ama bir o kadar da acı veren durumdan kurtulacağını düşünür. Tüm bunları birey bilinçli olarak yapmamaktadır. İnkâr döneminin uzunluğu, kaybın şekli, ölümün beklenip beklenmediği, yakınları ile olan ilişkileri, etrafındaki bireylerden aldığı desteğe göre değişir.  

Öfke

İnkar etme aşamasında devreye girmeyen sorgulamaların devreye girmesi ile öfke duygusu yaşanmaya başlar. Sorgulamaların başlaması bireyin kafası karışıktır. Bu dönemde ölen kişinin yakınının içinden, “Neden ben”, “Neden o”, “Neden biz”… gibi sorular geçirmeye başlar.  Bu dönemde görülen bir başka durum ise suçluluk duygusunun ağır bir şekilde yaşanmasıdır.  

“Keşke izin vermeseydim”, “Keşke gitmeseydi”, “Neden bana söylemedi”, “Ben suçluyum”, “Keşke daha çok vakit geçirseydik” gibi bir sürü nedenden dolayı kaybı yaşayan kişi kendini yaşanılan ölümle ilgili suçlar durur

Pazarlık ve Depresyon

Genelde birey tüm bu dönemler sonrasında ise, inanç sistemi ile pazarlığa girer. Kişi, yaşadığı acı olayı mantıklı bir sonuca ulaştırmak için kendi içinde pazarlık yapar. Bu dönemde kaybı yaşan kişi yaşanılan olaya bir anlam arayışı içindedir. Boşluk ve yaşanılan kayba olan üzüntü karışmıştır. Yaşananların “Kader” olduğuna inanmak isteyebilir veya “Allah’ım keşke böyle olmasaydı” gibi anlam ve kabullenme sürecine girer. “Allah’ım bana sabır ver ya canımı al”. Ölen kişinin yakını bu aşamadayken artık bütün durumun farkına varmıştır. Bundan dolayı büyük bir mutsuzluk yaşamaya devam eder. Hayattan soyutlanma, hiçbir şeyden zevk almama, hiçbir şey yapmak istememe gibi duygu durumu yaşanılabilir. Birey hiçbir şey yapamayacak kadar yoğun bir üzüntü içerisindedir. Yalnızlık duygusu, çaresizlik ve insanlardan uzaklaşma yaşanır.

Kabullenme

Bu yas ile ilgili yaşanılan son aşamadır. Yaşanılan ölüm kabullenilir. Hayata devam etme aşamasına girilir. Bireyin hayatını sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmesi için yaşanılan kayıpları kabullenip, duygularla yüzleşerek yoluna devam edebilmeyi öğrenmesi gerekmektedir.  Yas yaşamak ve yaşanılan kayıpları kabullenmek, tekrar hayata devam etmek ölen bireyi unutmak demek değildir. Aksine yaşanılan kaybı yaşamının bir parçası haline getirip bu olayla yaşamayı öğrenmek demektir. Tüm bu aşamaların oluşması zaman içinde kademe kademe düzelmeler olarak yaşanacaktır.

Kayıp Sonrasında Bireylerin Yaşamını Kolaylaştıran Öneriler

  • Yaşadığınız acının büyüklüğünü unutmadan kendinize karşı sabırlı davranmaktan vazgeçmeyiniz. Sevilen kişinin ölümüyle başa çıkmak, tekrardan iyi olmak zaman alacaktır. Bu süreçte bazı günlerin iyi bazı günlerin kötü geçmesi çok normaldir.
  • Duygularınızı düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyiniz. Güçlü durmak zorundayım, ağlamamalıyım gibi düşüncelerden uzak durup içinizden geldiği gibi davranınız. Ağlamak istiyorsanız ağlamaktan çekinmeyin.
  • Kayıp sonrasında hissedilen pişmanlık duygusunun yas sürecinin doğal bir parçası olduğunu unutmayın. Hissedilen yoğun acı ve pişmanlık duygusu ile başa çıkarken geçmişi değiştiremeyeceğinizi hatırlamak daha iyi gelecektir. Bu gibi durumlarda geçmişe takılı kalmak kişiyi rahatlatmaz aksine suçluluk duygusunu Ölümün kontrolü elimizde değil, yaşanılanları değiştirme, zamanı geriye sarma, her şeyi düzeltebilme gibi olağan üstü güçlere sahip değiliz.
  • Yalnız kalmamaya özen gösterin. Bazı durumlarda biraz yalnız kalmak size iyi gelebilir. Fakat sevdiklerinizle birlikte olmak yaşanılan acının üstesinden gelmede size yardımcıdır. Acıyı paylaşmak işe yarayacaktır.
  • Kişinin kayıptan önceki hayatındaki işlevselliğine dönmesi yavaş yavaş başlar. Bu dönemde olmak kişinin sevdiği ve kaybettiği insanı özlemeyeceği anlamına gelmez. Ölen kişinin özlenmesi ve beraber yaşanılan anıların hatırlanması çok doğaldır. Unutmayın anıların konuşulmasının iyileştirici etkisi vardır.
  • Bu dönemde aile içinde bireylerinin birbirlerini anlamaya çalışmaları, beraber vakit geçirmeleri ve birbirlerine hoşgörülü davranmaları bu süreci birlikte ve daha kolay atlatmalarına yardımcı olacaktır.

             Uzm.Klinik-Adli Psk. Ebru ÇORBACI

Check Also

Bulaşık makinesindeki ölümcül tehlike!

Araştırmaya göre; bulaşık makinesinde yemek artıklarından kalan patojenler ölümcül kalp hastalıklarına yol açıyor… Slovenya’da yapılan …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir